EVRENİN DİLİ ÜZERİNE

Evrende her şeyin bir dili vardır. Dağların bir dili, rüzgârın bir dili, ağaçların bir dili, hayvanların bir dili vardır. Kedilerin, köpeklerin bir dili, halı ve kilim motiflerinin bir dili vardır. Resim, şiir, heykelin bir dili vardır. Mesela keçilerin dilini bazı çobanlar bilir ve onlarla konuşur. Gökyüzünün, astronominin, astrolojinin; yıldızların bir dili var; ayın, güneşin, bulutların bunların hepsinin bir dili vardır. Elbette insanın da. Bazılarımız ise; insanın dahi dilini bilmez, anlamaz, duymaz, görmez. Türk Şamanizmi’ni anlamak size, tıpkı yeni bir dil öğretir gibi; evrenin dilini öğretir, yani ana dilinizi öğretir. EVRENİN DİLİ ANA DİLDİR; TÜRK ŞAMANİZMİ DE, ANA DİLİNİZDİR. Ana dilinizi öğrenmenin tek yolu ise, sadece onu dinlemektir. Bu kadar basittir ancak, dinlemenin de bazı yol ve yöntemleri vardır. TV’de dizi izler gibi, boş gözlerle bakmakla izlenilmez. Güzel bir manzaranın karşısına geçip, onu izlemekle de öğrenilmez. BAKMAK AYRI ŞEY, GÖRMEK AYRI ŞEYDİR; DİNLEMEK AYRI ŞEY, DUYMAK AYRI ŞEYDİR. Evrenin dilini, sadece onun içinde görebilirsiniz. Bunun yöntemleri vardır. Tıpkı havanın kararmasında, yağmurun yağacağını görmek gibidir.Mesudî derki: Kehanet konusunda değişik görüşler vardır. Yunanlı ve Romalı filozofları bazıları gizli ilimleri bildikleri iddiasıyla kehanetlerde bulunmuşlardır. İlk Yunan filozofları kehaneti reddetmiyorlardı. Bunlar arasındaen meşhuru Pisagor’dur. Gayb ilimlerinin bir kısmını biliyor ve kimi vahiylerden haberi oluyordu. Sâbiiler, Eurobasiss ve I ve II. Eurphasis’e yani Hermes ve Agathodaemum’un gaybı bildiklerini iddia etmişlerdir ki, bu ikisi Sâbiilerce peygamber kabul edilir. Kimilerine göre kehanet, temiz karekter, nefis gücü ve letafet-i hissin doğurduğu lâtif bir ruhani sebeptir. (Çeviren: A. Batur, Mesudî, Murûc Ez-Zeheb, Selenge) 3 dinin kutsal kitabında da aynı ifadeler geçmektedir. Tevrat/İncil “Biz insanlara her şeyi iki yolla gösteririz onlar anlamazlar”. Kur’an “Onların kalpleri vardır, onlarla kavramazlar; gözleri vardır, onlarla görmezler; kulakları vardır, onlarla işitmezler”. Türkün kutsal kitaplarından olan Kutadgu Bilig(Kutlu Bilgi); “yimiş yégü ni‘met çéçekinde kör kamuğ neñke yañzağ munı bilgü teñ” “yemiş verecek ağacın yemişini çiçeğinde gör, her ne varsa bunu yansıt”, burada daha açık bir şekilde bize aslında herşeyin apaçık önceden gösterildiğini ancak; bizim anlamadığımızı anlatmaktadır. Türk Kamlar/Şamanlar bu güce ya da yeteneğe sahip kimselerdir ve evrenin dilini bilen kimselerdir. Türk Şamanizmi’nin dili, bütün evrenin dilidir. Onun dilini anlamanın yolu hem çok kolay, hem de çok zordur. Kolay kısmı, yapacağınız şeylerin aslında çok basit şeyler olması; zor kısmı ise, Türk Şamanizmi’nin samimiyet gerektirmesi ve bütün yapmanız gerekenleri harfiyen yerine getirmenizin gerekmesi. Tıpkı doktorunuzun size verdiği ilaçları, günde 3 defa kullanmanızı söylemesine rağmen; sizin sadece 1 defa kullanmanız durumunda, iyileşme ihtimalinizin olmaması gibi. Türk Şamanizmi’ni iyi bilmek ve disiplinli olarak bunu uygulamak, sizi dünyanın en mutlu insanı yapacaktır. Ben okumadığım, deneyimlemediğim ya da bilmediğim bir konu hakkında asla yazmıyorum. Kendim deneyimlediğim, konu ve durumlar hakkında yazdığım için; burada gönül rahatlığıyla sizlerle bu bilgileri paylaşabilirim. Özellikle köylerde, Türk insanı evrenin dilini bilir ve hayatını kolaylaştıracak bilgileri hayatında uygular. Ben bir aceb il’e geldimKimse hâlim bilmez benim.Ben söylerim ben dinlerim.Kimse dilim bilmez benim. Yunus EmreBen de şiirlerimin dili ile ilgili olduğu için, sizlerle şu şiirimi paylaşmak istiyorum, “Şiire şiir yazdım” ve;KİMSİZ ŞİİRLER YAZDIMBenim gibi bir başına.Kimsesiz şiirler yazdım. Dermandır gözüm yaşına. Kimsesiz şiirler yazdım. Karıştır tüm kitapları.Nebi’ye vermedi Tanrı.Bulamazsın şiirleri.Kimsesiz şiirler yazdım. Bilene inci oldular.Size yabancı oldular.Bana da sancı oldular.Kimsesiz şiirler yazdım. Hece Aruz Vezindiler.Ağladılar birer birer.Oysa onlar şiirdiler.Kimsesiz şiirler yazdım._Kırılmaz taşa mı yazdım?Ak alnıma kara mı yazdım?Afşar’ım sana mı yazdım?Kimsesiz şiirler yazdım.Şiirimde 1.Kıta: Ne yazık ki, içinde yaşadığım toplumla aramızdaki fark her geçen gün büyüyor ve bu durum beni, şiirlerim gibi yalnızlaştırıyor. Şiirlerim de benim gibi bir başına ancak, Tanrıya şükür ki şiir yazıyorum da derman oluyor gözlerimin yaşına.2.Kıta: Bütün kutsal kitapları karıştırsanız dahi Yalvaç, Nebi, yani peygamberlerin şiirleri yoktur bulamazsın. Tanrı onlara dahi böyle bir güç vermemiştir. Ben bu nedenle Tanrıya teşekkür ediyorum.3.Kıta: Şiirlerim kıymetini bilene incidirler, bilmeyenler için sıradan bir yabancıdırlar, benim için de sancıdırlar. Başkalarını bilmem ama ben, şiir yazmadan önce tıpkı doğum sancısı gibi sancılanıyorum.4. Kıta: Hece, Aruz vezinleri ile yazmaya çalışıyorum. Ama şiirlerim de benim gibi sürekli ağlıyorlar. Oysa onlar şiirdiler, kimsesiz şiirlerdiler.5.Kıta: Ben yazıyorum ama, bazen diyorum ki; acaba sesimi duyan oluyor mu? Şiirimi yazdıktan sonra “sesimi duyan var mı?”, diye sorsam mı; anlaşıyor mu ki acaba diyorum. Çünkü insanların genelini, “kırılmaz taş” kadar katı görüyorum. Bazen de acaba ben şiir yazınca “Ak alnıma kara mı yazıyorum”, diyorum. Çünkü ne yazık ki insanların büyük çoğunluğu, şiirin ne olduğundan habersiz. Öyle 8 ile 11 hecenin bir araya geldiği sıradan kelimeler topluluğu zannediyorlar. Bazen Kaman adımı da kendimden ayırıyor ve soruyorum “Afşar’ım, acaba bu kadar ağır sözleri sana mı yazıyorum?” Kimse üzerine alınmadığına göre öyledir. Son olarak bu sayfamda paylaştığım bu ve bütün şiirlerimi gerçekten toplumun geneline yazıyorum. Bazıları eski şiirlerim, bazıları da yeni şiirlerim ancak; benim bütün şiirlerim benim gibi kimsesizdir, benim gibi tek başınadır. Kaman AFŞAROĞLU

Yorumlar
Tüm Yorumlar
Yorumlar