ASTRAL SEYAHATLE HACI OLUNUR MU?

İslam dininin peygamberinin bir gecede Mescid-i haram’dan Mescid-i Aksa’ya yürüdüğüne (İsra:17/1,yaklaşık 1200 km) inanan, Miraç Gecesi olarak adlandırılan gecede göğe yükselmesini (Meâric: 70/3) ve “mucizelerini” tartışmasız doğru kabul eden; ancak Türk Kamanların göğe yükselmesini ya da ortaya attıkları düşünceleri “masal” kabul edenler, gerçekten çok ilginç bir ruh hâlini yansıtmaktadır. Birinin olma ihtimalini reddeden, diğerinin de olma ihtimalini reddetmek zorundadır. Birini gerçekleşebilir kabul eden, diğerini de gerçekleşebilir kabul etmek zorundadır. Çünkü “inançları” bir kenara koyacak olursak, bilimin yasaları herkes için eşittir ve herkes bu yasalara göre değerlendirmek zorundadır. Bu bakımdan, bilimle az çok alakası olan kimseler; değerlendirmesini buna göre yapmak zorundadır. Diğer taraftan Tanrının yeryüzündeki herhangi bir insanı; diğer insanlarla aracı, “elçi” kıldığına ve onun üstün olduğuna inanmak; aynı özelliklerde başka insanların da olabileceğine olasılık tanımaktadır. Her dinin kendi teorisyeninin(peygamberi) yaptığı şey, Tanrı’dan ilham alarak ortaya sürdüğünü ifade ettiği sözlerini ya da kendi ortaya sürdüğü kitabını kaynak göstererek benzer elçilik görevini üstlendiğini savunduğunu anlamanız gerekmektedir. Yani zaten Tanrıdan ilham aldığını söyleyen “elçi”nin, kaynağı da kendisidir. Bugün artık bilimsel olarak milyarlarca yıl yaşında olduğu anlaşılan dünyamızın, bütün ömrü boyunca sadece bir kaç kişi için beklediği düşüncesi, pek mantıklı gelmemektedir. Bunu mantık çerçevesinde açıklamaya çalışmak, dinlerin ortaya sürdüğü teori ile çelişmektedir. Dünyanın bütün dinleri, kişinin gönlüne hitap etmek zorundadır. Dinin emirlerinde mantık aramak, bunları bir mantığa dayandırmaya çalışmak boşunadır. Bu bakımdan bu görseldeki kızın sorusuna verilecek cevap, “başarabiliyorsan elbette kabul olur” demek zorundadır. Çünkü zaten dinin içerisinde bunu yaptığı iddia olunan birçok “Evliya” örneği vardır ve din adamı olduğunu “savunan” sorunun muhatabı, karşısında soruyu soran kişinin “bu mümkünse”; bunu yapıp yapamayacağının hükmünü veremeyeceğinden, doğru cevap “başarabilirsen olur” olmak zorundadır. Ne yazık ki yaşadığımız bilim çağının din adamları da, bu bilgisizlikle devam ederlerse geride kaybettikleri dinlerinin yanı sıra; sağınabilecekleri bir Tanrıları da kalmayacaktır! Kaman AFŞAROĞLU

Yorumlar
Tüm Yorumlar
Yorumlar