TÜRK ŞAMANİZMİ

Eskiden Türk Şamanizmi’ni mitolojik tanrılar ve kahramanların olduğu efsaneler sanıyordum, sonra ilmeklerini nakış nakış incelemeye ve kendim de yaşamaya başlayınca; üzerinde yaşadığımız evrenden ayrılıp bir anda kendimi hiç duyulmadık, hiç bilinmedik bir dünyanın içinde buldum. Daha sonra bu dünyadanın karanlıkları, gizemli ilişkileri, karma karışık yolları ve bilinmedik canlılarını görünce şaşırdım; kaybolmaktan korktum ve geri çıktım. Sonra dayanamadım ve dedim ki; neden yurdum ve milletim için bu yolda kaybolup gitmeyeyim? Neden Türk ulusu için aklımdan vaz geçmeyeyim? Madem ki bu dünyanın gariplikleri ve derdi de insanı aklından ediyor, o hâlde Türk milletinin terk ettiği ve unuttuğu bu dünyaya girip kendi beyliğimi ilan edeyim. Gideyim ki daha yürüyecek çok yol, yapılacak çok iş vardı. Ben de durmadan çalışayım da derin uykulara dalmış bir milletin; allak bullak olmuş geleneklerinin izini süreyim, doğrusunu bulayım, sırlarını gönlüme hapsedeyim de kimse korkmasın. Hem bu düştüğümüz durumdan şikayetçi olup, hem de kaybolmaktan korkacaksam; bu utanç bana bir ömür yeter dedim. Biz, Türklük yoluna makam ve mevki kazanmak için değil; bu dünyanın kötülüklerinden, iki yüzlülüklerinden sığınmak için girdik. Gönlümüz Türklükle dolalıberi, göğsümüze ne melamet okları saplandı. Elimde avucumda ne varsa Türklük yoluna sarf ederek ah edeyim ki ahım, “milliyetçilik” narası atıp ona göre hareket etmeyenlerin aklına ateş salsın. Dedim ki kendime; “sen, koca cenneti iki buğday tanesine satanlardan olma!” ve gördüğüm ilk yoldan geri daldım bu dünyanın derinliklerine. Yüreği temiz bir elçi gibi yürüyünce, ancak o zaman bu dünyanın bütün kapıları açıldı ve yerin 7 kat altında 17 yıl yaşadım. Sonra yer yüzüne çıktım ve yer yüzünün ölümlü olduğunu görünce dedim ki, Tanrı’ya ulaşmak için gökyüzüne uçmak gerekiyormuş. Uçmak için, bir olan Tanrı’dan kanat diledim. Yuvasından düşmüş bir karga yavrusu bana “ölmem ve yeniden dirilmem gerektiğini söyleyince, “alnıma ne yazılmışsa o olsun dedim”. Sonra yazgım öyle olduğu için ve Tanrı dileğimi kabul ettiği için bana kanat verdi, 9 kat gökyüzüne çıktım ve evrenin sırlarını öğrendim. Gördüm ki orada zaman da yok, başlangıç da yok, son da yok ve her yer bomboş. Bizimle birlikte yürümek isteyen herkesi beklerim.Kaman Afşaroğlu

Yorumlar
Tüm Yorumlar
Yorumlar