Fin kökenli İdil boyu kabileleriyle Çuvaşlar da “Toprak Ana”ya kara veya humus rengi hayvanlar kurban etmeye başlamışlardır. Çuvaş gelenekleri arasında özellikle “toprak çalma” ritüeli bahsetmeye değer ilginçliktedir. Bu ritüelin gayesi, verimi yüksek olan bir tarlanın toprağını alıp, başka tarlalara dağıtmaktır. Bu törende, “Toprak Ana” için canlı bir damat seçilir ve bu damat kendine bir gelin arıyormuşçasına giyinerek, ortaya çıkar. Bu damat adayı genç ve güçlü erkekler arasından seçilir, çünkü “Toprak Ana”nın eşi olmak o kadar zor bir şeydir ki, bu görevi yerine getirenler nadiren ileri yaşlara kadar yaşarlar. Düğün alayı çalgılar ve şarkılar eşliğinde ilerlerken, gelinin alınacağı ve “Toprak Ana”nın damadının düğün alayının en öndeki kağnısının üzerine kaldırılacağı yere gelindiğinde bütün sesler kesilir ve herkes susar. Düğün konvoyundaki en yaşlı kişi söz alıp, gözlerini tarlaya dikerek; “zengin ve güzel gelin, genç ve yakışıklı bir damatla sana geldik. Servetinin fazlası ile büyük olduğunu biliyoruz, ama getirdiğimiz damadın da sana olan sevgisi en az o kadar büyük” demesiyle, damat toprağa doğru eğilirken, konuşmacı; “değerli gelin, sen de bizim damadımızı sev ve senden ricalarımızı kabûl et. Tarlalar ve çayırlar, ormanlar ve nehirlerde sahip olduğun her şeyi yanına al” dileklerini takiben, damat iyice yere eğilir ve alaydaki bütün arabalara tarladan humuslu toprak yüklenir, damat da ilk arabanın üzerine kaldırılır. Dönüş yolunda tekrar şarkılar söylenir, çalgılar çalınır, eller çırpılır ve sevinç çığlıkları atılır. Bu coşku, toprağın yayılacağı tarlalara gelene kadar sürer. Buraya gelindiğinde damat, elindeki kürekle önce kendi bulunduğu kağnının, sonra da diğerlerinin önünde durarak geline şu sözlerle hoş geldin der: “Değerli gelinimhoş geldin. Seni, altınlardan da, hayatımdan da çok seviyorum. Benim aşkım için kendini tarlalarımız ve çayırlarımız, ormanlarımız ve nehirlerimiz üzerine ser”. Bu sözlerden sonra kürekle kağnıdan bir parça toprak alır, düğün alayındaki diğer kişiler de onu taklit ederler ve herkes kendi tarlasına bu topraktan taşıyıp, okşar.201 “Toprak ana”yı mutlu etmek ve rızasını kazanmak için yapılan bu düğün ritüeli, aslında avcı ve göçebe kültürüne yabancı bir düşünceye dayanırsa da, buna benzer geleneklere sadece Orta Asya’da değil, Doğu Avrupa’nın bazı tarım toplumları arasında da rastlanır. (Havra 206)
Âşık Veysel’in şu türküsü de toprağın sevgili olarak görüldüğü Türk edebiyatının em eski mazmunlarından birine örnek gösterilebilir.
Nice güzellere (ey yar) bağlandım kaldım
Ne bir vefa gördüm ne fayda buldum
Her türlü isteğim (ey yar) topraktan aldım
Benim sadık yarim kara topraktır



