Bu devlet; binlerce yıldır Türk edebiyatının ve Türk kültürünün koruyucusu, taşıyıcısı ve sözcüsü olan Türk âşıklarına sunmadığı fırsatları Türk hariç her tipli adamlara sundu. Kelaynak kuşlarını korudu, fakat Türk âşıklarını korumadı. Türk ordusunda Osmanlı dönemine kadar askerlere moral veren ordu şairleri vardı ve devletin resmî törenlerinde onlar yer alırdı. Saraylarda ve devlet divanında yılın 365 günü farklı bir makamda çalarlardı. Bunlar en evvel Şamanlar, sonra Bakşılar ve en son Ozanlar’dır. Ozan olmanın en önemli şartı tarih, edebiyat gibi bütün Türk geleneklerini bilmek zorunda olduklarından; devletin elçilerine danışmanlık yaparlardı. Bunlar ozan denilen şairlerdi ve daha çok kahramanlık destanları ile askeri coştururlardı örneğin:
Genç Osman dediğin bir küçük uşak
Beline bağlamış ibrişim kuşak
Askerin içinde birinci uşak
Allah Allah deyip geçer Genç Osman
Sultan Murat derki, gelsin göreyim.
Nasıl yiğit imiş bende bileyim.
Vezirlik isterse üç tuğ vereyim.
Kılıcından al kan saçtı Genç Osman.
Allah Allah deyip geçer Genç Osman
Bağdadın kapısın Genç Osman açtı
Düşmanın cümlesi önünden kaçtı
Kelle koltuğunda üç gün savaştı
Allah Allah deyip geçer Genç Osman
Askerin ucu göründü Van’dan
Kılıcın kabzası görünmez kandan
Bağdadın içinde tozdan dumandan
Toz duman içinde kaldı Genç Osman
Şeklinde destan türünde türkülerle askerleri coşturlardı ve padişahların divanlarında önemli bir konumları vardı. Daha sonra Osmanlı’da Fars etkisi ile padişahın divanında, divan şairi denilen aruz ölçüsü ile yazan şairler yer almıştır. Çeri denilen ordunun, devşirmelerle yenilenmesi üzerine orduya Yeni Çeri denilmiş ve ile 1362 tarihinde askerî bando olarak mankurt bir fikirle Mehter takımı kurulmuştur. Daha sonra tanzima döneminde bu kez yeni bir mankurt fikirle Osmanlı Saray Bandosu’nu, Sultan II. Mahmut’un talimatıyla 1828 yılında Giuseppe Donizetti (1788-1856) kurmuştur. Cumhuriyetle beraber hepsi maaşlı memur olan Riyaset-i Cumhur Musikî Heyeti olarak1924’te devam etmiş. Daha sonra ise Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası adını alan bir bando olarak devam etmektedir. Toplumların büyük devlet olması, kendi kültürünü başka milletlere aktarması ile olunur. Yabancı toplumlardan bando transferi, “MANKURTLUKTUR!”. Hele ki Ali Berat Alptekin hocamızın dediği gibi kelaynak koruyan devlet, nesli tükenmekte olan ozanlarımızı da korumazken bu bandolar; MANKURTOĞLU MANKURTLUKTUR! Dileriz birgün bizler bu devleti yönetirsek, ilk iş olarak bu saçmalıklara son verip ; Türk’ün millî saz şairleri olan sözlü edebiyatımızın koruyucusu ve taşıyıcıları olan ozanlarımızın ana unuru oluğu bir resmî bando kurulacaktır. Bu nedenle askerî bandolar ve resmî makamlar bu kararı alana kadar, millî duyarlılığı olan belediyeri Türk ozanlarını korumak için bu yönde karar almaya davet ediyoruz. Kaman Afşaroğlu



